|
Prof Dr.
Volkan Korten
Marmara Üniversitesi İç Hastalıkları ABD
İnfeksiyon Hastalıkları BD
Son yıllarda
potent antiretroviral kombinasyonların
faydalarının ortaya çıkması ile birlikte
erken ve agresif tedavi yaklaşımları gündeme
gelmiştir. Yeni ortaya çıkan ilaçlar, HİV
biolojisinin daha iyi anlaşılması ve değişik
tedavi rejimlerinin sonuçları her yıl bu
konudaki önerilerin güncellenmesine yol
açmaktadır. Virüs çoğalmasının erken
dönemlerini bloke eden ilaçlar (örn.
nükleozid analogları) yeni hücrelerin
infekte olmasını engellemekte, ancak kronik
olarak infekte olmuş hücrelerde bir etki
yapamamaktadır. Geç dönemlerde etkili olan
ilaçlar ise (örn. proteaz inhibitörleri)
hücrelerin kronik infeksiyonunu bloke
etmekte ama infekte olmamış hücrelerin
infeksiyonunu önleyememektedir.
Çalışmalardan elde edilen sonuçlar HİV RNA
düzeylerinin tespit edilebilecek seviyenin
altına düşmesine rağmen (< 50 kopya/mL),
düşük düzeyde replikasyonun devam ettiğini
ve hafıza T lenfositlerindeki latent
provirusun ortadan kalkma yarı ömrünün 6 -
44 ay olduğunu göstermiştir. Bu koşullarda
HİV virusunun tam eradikasyonu henüz mümkün
görülmemektedir. Tedavi, genel olarak immün
sistem ciddi bir hasar gördükten sonra HİV e
özgü CD+ hücre klonlarının kaybı nedeni ile
önemli bir düzeyde immün fonksiyonlarda geri
dönüş sağlayamamaktadır. Bununla birlikte
uzun süre virusun baskılanabilmesi, yeni
antijenlere cevap vermede önemli olan genç
CD+ hücrelerin yavaş yavaş yerine
konabildiğini göstermektedir.
Antiretroviral tedavinin ana amacı maksimal
ve uzun süreli viral yük baskılanması, immun
fonksiyonların korunması ve yeniden
düzeltilmesi, hayat kalitesinde artış ve HİV
e bağlı mortalite ve morbiditeyi
azaltmaktır. Kombinasyon tedavisi ile HİV
replikasyonunun ölçülemeyecek düzeye
indirilmesi (< 50 kopya/mL) ana tedavi
hedefi haline gelmiştir. HİV tedavisini
yönlendirirken etkin bir viral baskılanma
sağlamanın yanında tedaviye uyum
problemleri, tedavi altında hayat kalitesi,
ilaç etkileşimleri, viral direnç gelişimi ve
uzun süreli tedavi sonucu oluşabilecek
metabolik anormallikler de göz önüne
alınmalıdır. Plazma HİV RNA düzeyi hastalık
ilerleme hızı için kuvvetli bir
indikatördür. CD4 sayısı ise var olan immun
hasar ile koreledir. Tedaviye başlama kararı
genellikle bu iki faktör göz önünde
tutularak verilmektedir.
Ters (reverse) transkripsiyonun inhibisyonu:
Reverse transcriptase (RT) enzimi
antiviral ilaçlar için cazip bir hedef
oluşturmaktadır. İki büyük RT inhibitör
grubu bulunmaktadır. A) Kompetetif
inhibitörler (NRTI): Dideoksinükleozid
analogu olan bu grup ilaçlardan şu anda
kliniğe ulaşmış üyeler: zidovudine (AZT,
Retrovir®), didanosine (ddI, Videx®),
zalcitabine (ddC, Hivid®), stavudine (d4T,
Zerit®), lamuvidine (3TC, Epivir®) ve
abacavir (Ziagen®) dir. Şu anda abacavir
hariç diğerleri ülkemizde bulunmaktadır.
B)
Nükleozid olmayan RT inhibitörleri (NNRTI):
Bu grupta nevirapine (Viramune®),
delavirdine (Rescriptor®) ve efavirenz
(Sustiva®) bulunmaktadır. Nevirapine ve
efavirenz ülkemizde de yakında
bulunabilecektir.
Proteaz
inhibitörleri: Saquinavir (sert - Invirase®
ve yumuşak jel formu - Fortovase®),
ritonavir (Norvir®), indinavir (Crixivan®),
nelfinavir (Viracept®) ve amprenavir
(Agenerase®). Ritonavir ve indinavir
ülkemizde bulunmaktadır.
Kronik olarak HİV ile infekte hastada
antiretroviral tedavi:
Bu hastalarda tedavi iki ana grupta
ele alınmaktadır: 1. Asemptomatik infeksiyon,
2. Semptomatik hastalık. Semptomatik
hastalıkta CD4+ ve HİV RNA ne olursa olsun
tedavi verilmelidir. Bu gruba 1993 CDC
sınıflamasında AIDS kabul edilen hastalar ve
semptomatik HİV infeksiyonu (oral
kandidiazis, kilo kaybı (tükenme sendromu),
2 haftadan uzun süren açıklanamayan ateş
vb.) yer almaktadır. Asemptomatik HİV
infeksiyonuna yaklaşım ise farklılıklar
göstermektedir. HIV RNA düzeyi > 30.000
kopya/mL ise CD4+ hücre sayısına
bakılmaksızın tedavi önerilmektedir (1).
Yine HIV RNA düzeyine bakılmaksızın CD4+
hücre sayısı < 350 olan hastalar tedavi
edilmektedir (1). Başka bir gruba ait benzer
öneriler Tablo 1 de gösterilmiştir (2).
Tablo 1.
Kronik olarak HİV ile infekte hastada
antiretroviral tedavi başlama endikasyonları
|
Klinik Kategori |
CD4+ T hücre sayısı ve HİV
RNA |
Öneriler |
|
Semptomatik (AIDS, oral kandidiazis,
kilo kaybı (tükenme), açıklanamayan
ateş) |
Herhangi bir değer |
Tedavi
et |
|
Asemptomatik |
CD4+ T
hücre < 500/mm3 VeyaHİV RNA > 20.000
(RT-PCR) veya > 10.000 (bDNA) |
Tedavi
önerilmeli. Öneri hastalıksız hayat
uzamasına dayanmaktadır, hastanın
tedaviyi kabule istekli olması
önemlidir.* |
|
Asemptomatik |
CD4+ T
hücre > 500/mm3 VeyaHİV RNA < 20.000
(RT-PCR) veya < 10.000 (bDNA) |
Uzmanların çoğu tedaviyi geciktirip
gözlem önermektedir. Bazı uzmanlar
ise tedavi etmektedir. |
* Bazı uzmanlar CD4+ T hücre sayısı
350-500/mm3 arasında ve HİV RNA < 20.000 (RT-PCR)
veya < 10.000 (bDNA) olanlarda hastayı
gözlemeyi önermektedir.
Tedaviye
erken başlamanın yararları viral çoğalmayı
en üst düzeyde baskılamak, immün
fonksiyonları korumak, sağlıklı yaşam ve
ömrü uzatma olasılığı, etkin tedavi ile
viral çoğalmayı erken dönemde baskılayarak
ilaçlara direnç gelişme riskini azaltmak ve
hastaya daha sağlıklı döneminde tedavi
verildiğinden daha az ilaç toksisitesi
olarak düşünülmektedir. Erken tedavinin
potansiyel dezavantajları ise ilaç yan
etkilerinin hastanın yaşam kalitesini
olumsuz etkilemesi, erken tedaviye rağmen
ilaçlara direnç gelişme riski ve bunun daha
ilerideki tedavi şemalarını olumsuz
etkilemesi, ilaçlara dirençli virusun
yayılma olasılığı, halen var olan
tedavilerin etkilerinin süresinin
bilinmemesi ve bazı ilaçların uzun süreli
yan etkileri olarak ortaya çıkmaktadır.
Erken tedavinin avantaj ve dezavantajları
tedaviyi yönlendiren hekim ve hasta
tarafından göz önüne alınmalıdır. Hepsinden
önemlisi hastanın tedavi başlanmasına
istekli olması ve tedaviye tam uyum
sağlamasıdır.
Daha önce
antiretroviral tedavi almamış hastada amaç
viral çoğalmayı ölçülemeyecek düzeylere
indirmektir. Bu amaçla tercih edilen rejim 2
nükleozid analogu (NRTI) ve bir etkin
proteaz inhibitörü veya NNRTI ilaçtan
oluşmalıdır. Böyle bir kombinasyon yüksek
düzeyde etkili antiretroviral tedavi - HAART
(highly active antiretroviral therapy)
olarak da anılmaktadır. HAART genellikle
CD4+ hücrelerde 100-200 civarında bir artışa
yol açmaktadır. 2000 yılına ait son öneriler
Tablo 2 de özetlenmiştir (1). Klinik
çalışmaların ortaya çıkardığı sonuçlara
göre, özellikle başlangıç viral yükleri çok
yüksek olanlarda uzun süreli HİV plazma RNA
(viral yük) baskılanması, uzun süreli CD4+
hücre artışı (genellikle > 48 hafta)
sağladığı gösterilen ve iyi bir klinik
cevaba (AIDS e ilerleme ve ölümde gecikme)
yol açan rejimler kuvvetle önerilen grubu
oluşturmaktadır. Alternatif ve yeterli bilgi
olmayan rejimlerle, daha önce yapılan
çalışmalarda sakıncalı bulunan
kombinasyonlarda Tablo 2 de belirtilmiştir.
Tedavi değişikliği ve tedaviyi kesme:
Eğer HİV infeksiyonu tedavisinde
uzunca bir süre tedaviyi kesme ihtiyacı
doğarsa, teorik olarak direnç gelişimini
azaltmak yönünden bir yada iki ilaçla devam
yerine tüm ilaçların aynı anda kesilmesi
önerilmektedir. Tedaviyi değiştirme ihtiyacı
doğarsa ilaç toksisitesine mi yoksa
ilaçların etkisini yitirdiğine mi bakmak
gereklidir. İlaç toksisitesi durumunda tek
ilaç değişimi uygun olabilir. Ancak
ilaçların başarısız olduğu durumda en az 2,
tercihan 3 yeni ilaç kullanılmalıdır. Bu
amaçla genotipik veya fenotipik direnç
testlerinin kullanılması yarar
sağlamaktadır. Üç grup hastada tedavide bir
değişiklik yapılması önerilmektedir: 1. Tek
veya iki nükleozid almakta olup klinik
ilerleme gösteren veya ölçülebilen bir
plazma viral yükü olan, dolayısı ile tam
baskılayıcı olmayan bir tedavi kullanan
hastalar, 2. Bir proteaz inhibitörü içeren
etkin bir kombinasyon tedavisi altında olup
başlangıçta viremileri baskılanmış ancak
yeniden ölçülebilen hale gelen veya klinik
ilerleme gösteren hastalar, 3. Etkin bir
kombinasyon tedavisi altında olup viremileri
hiçbir zaman ölçülebilen sınırların altına
düşmeyenler. Bu durumlarda tüm var olan NRTI
seçenekleri bittiği durumda iki yeni proteaz
inhibitörü veya bir yeni proteaz inhibitörü
+ yeni bir NNRTI ile tedaviye geçilebilir.
Tedaviyi değiştirmede araya giren bir
infeksiyona veya aşılamaya bağlı olmayan,
önemli ve tekrarlanabilen bir viremi
artışının tespiti, CD4 düzeylerine
bakılmaksızın ilaçların başarısız olduğunu
gösteren önemli bir parametredir. Viral
yükte tedavi altında 8. haftada 10 mislinden
(1.0 log) daha az bir azalma, 4-6 ay içinde
plazma HİV RNA düzeylerinin ölçülebilen
sınırların altına düşmemesi (başlangıçta çok
yüksek düzeyi olanlar hariç), başlangıçta
vireminin ölçülebilen sınırların altına
düşmesi ancak yeniden ölçülebilen hale
gelmesi, plazma HİV RNA düzeylerinde
tekrarlanan testlerde 3 misli veya daha
fazla artış, sürekli olarak düşüş gösteren
CD4+ T hücre sayısı ve klinik bozulma
durumunda tedaviyi değiştirme
düşünülmelidir.
Akut HİV infeksiyonunun tedavisi:
Primer HİV infeksiyonu, ajanın alınmasından
tam serokonversiyon oluşana kadar geçen
zamandır ve genellikle semptomatiktir (Akut
HİV sendromu). HİV ile akut olarak infekte
olan kişilerin % 50-90 ı akut retroviral
sendrom semptomları göstermektedir. Eğer
yakalanabilirlerse başlangıçta virusun tüm
vucuda yayılmasının önlenmesi, akut hastalık
şiddetinin azaltılması, başlangıçtaki viral
yük dengesinin düşürülmesi, HİV e özgül
immun cevabı korumak veya yeniden sağlamak,
viral replikasyonun baskılanması ile
mutasyon hızının azaltılması gibi
gerekçelerle bu hastaların erken tedaviye
alınması düşünülmektedir. Ancak erken
tedavinin ilaç toksisitesi nedeni ile yaşam
kalitesini düşürmesi, eğer viral replikasyon
etkin olarak baskılanamaz ise ilaç direnci
oluşmasının ilerideki tedaviyi kısıtlaması,
muhtemelen hayat boyu ilaç alma zorunluluğu
ve uygun immun cevap oluşumunu engelleme
gibi riskleri de bulunmaktadır. Birçok uzman
lenfoid dokuda viral çoğalma tam olarak
sınırlanmadığından son 6 ay içinde
serokonversiyonu olan hastaları da bu gruba
sokmaktadır. Bu hastalarda ideal tedavi
süresi bilinmemektedir. Birçok uzman hayat
boyu tedavi önerirken, bazıları bir yıl
sonunda tedavinin kesilerek hastanın
izlenmesini önermektedir. Bu konunun daha
netleşmesi için halen devam etmekte olan
çalışmaların sonuçlanması beklenmektedir.
HİV
ile infekte gebe kadınlarda antiretroviral
tedavi:
ZDV 14. Haftadan sonra başlanıp tüm
gebelik boyunca devam edildiğinde, doğum
sırasında iv uygulandığında ve yenidoğana
ilk 6 hafta verildiğinde perinatal geçişi %
70-80 oranında azaltmaktadır. Kombinasyon
tedavilerinin bu amaçla kullanımı ile ilgili
henüz yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bazı
ilaçlar hayvan modellerinde teratojenik
görülmekle birlikte, birçok uzman maksimum
baskılayıcı tedavi rejiminin ilk trimestir
boyunca bile verilmesini savunmaktadır. İlk
trimestirde herhangi bir nedenle ilaçların
kesilmesi gerekiyorsa tümü birden
kesilmelidir. Uganda da yapılan bir
çalışmada doğum başladığı anda anneye
verilen 200 mg ve ilk 72 saatte bebeğe
verilen 2 mg/kg nevirapine in yine perinatal
kullanılan AZT ile karşılaştırıldığında
bebeğe HIV geçişini % 47 daha fazla
azalttığı gösterilmiştir. Bu anneden çocuğa
geçişi önemli bir derecede azaltan ucuz bir
yöntem olarak heyecanla karşılanmıştır (3).
Tablo 2.
Yerleşik HİV infeksiyonu başlangıç
tedavisinde önerilen antiretroviral ajanlar
|
Kuvvetle önerilen: |
|
|
(A grubundan bir ilaç, B grubundan
iki ilaç) |
|
|
A
grubu |
B
grubu |
|
|
Efavirenz |
d4T +
3TC |
|
|
Indinavir |
d4T +
ddI |
|
|
Nelfinavir |
ZDV +
3TC |
|
|
Ritonavir + Saquinavir |
ZDV +
ddI |
|
|
Alternatif olarak önerilen: |
|
|
A
Grubu |
B
Grubu |
|
|
Abacavir |
ddI +
3TC |
|
|
Amprenavir |
ZDV +
3TC |
|
|
Delavirdine |
|
|
|
Nelfinavir + Saquinavir (yumuşak
jel) Nevirapine |
|
|
|
Ritonavir |
|
|
|
Saquinavir (yumuşak jel) |
|
|
|
Yetersiz bilgi - öneri yok: |
|
Diğer
antiretrovirallerle hydroxyurea
kombinasyonu |
|
Ritonavir + Indinavir |
|
Ritonavir + Nelfinavir |
|
Önerilmeyen: |
|
Tüm
monoterapiler |
|
d4T +
ZDV |
|
ddC +
ddI |
|
ddC +
d4T |
|
ddC +
3TC |
|
Saquinavir (yumuşak jel) |
Kaynaklar:
1. Panel on
Clinical Practices for Treatment of HIV
Infection, convened by the Department of
Health and Human Services (DHHS) and the
Henry J. Kaiser Family Foundation.
Guidelines for the Use of Antiretroviral
Agents in HIV-Infected Adults and
Adolescents. The living document. Jan 28,
2000.
2.
Carpenter CCJ, Cooper DA, Fischl MA, et al.
Antiretroviral Therapy in Adults. Updated
Recommendations of the International AIDS
Society-USA Panel. JAMA 283:381 (2000).
3. Guay LA,
Musoke P, Fleming T, et al. Intrapartum and
neonatal single-dose nevirapine compared
with zidovudine for prevention of mother-to-child
transmission of HIV-1 in Kampala, Uganda:
HIVNET 012 randomised trial. Lancet 354:795
(1999).
Alternatif bir tedavi deneyimi "ARMENİKUM"
Son
günlerde basında ERMENİSTAN da HIV/AIDS
hastalığı için çok etkili bir tedavi
yönteminin bulunduğuna dair haberlerin yer
alması üzerine Istanbul AIDS Savaşım Derneği
konuyu olanakları ölçüsünde araştırmıştır.
Araştırmalarımıza göre Ermenistan ın Erivan
kentindeki bir merkezde HIV/AIDS li
hastalara "Armenicum " isimli bir ilaç
uygulanmaktadır. Bu ilacın klinik öncesi
çalışmaları 1996 yılında başlatılmış ve 1998
yılında da Faz II klinik çalışması
yapılmıştır.
Çalışma
raporuna göre, 178 hasta ile başlatılan
klinik çalışmada hastalara hastane ortamında
gün aşırı üç doz halinde ilaç uygulanmış ve
hastaların çoğu 12 ay izlenmiştir. 56
hastada ilacın kandaki virus miktarı
üzerindeki etkisi incelenmiştir. Kanda virus
miktarı yüksek (100.000 kopyanın üzerinde)
olan hastaları % 70 inde inerek virus kanda
saptanabilir düzeyin altına inmiştir. 12.
ayda bu oran % 60 civarındadır. Başlangıçta
virus miktarı daha düşük (100.000 kopya/ml
nin altında ) olan hastalarda ise kandaki
virus miktarında anlamlı bir düşüş
saptanmamıştır.
Tedavi
küründen 1 ay sonra hastaların bağışıklık
düzeyinde düzelme başlamış ve üçüncü ayda
bağışıklık durumunun göstergesi kabul edilen
CD4+ hücer sayılarında artış gözlenmiştir.
Bu arada bazı hastalarda zona gibi birkaç
fırsatçı infeksiyonun da aynı zamanda
düzeldiği ve yine bazı hastalarda kilo
artışı olduğu belirtilmektedir.
Bu
çalışmanın sonunda, " Armenicum" adlı ilaç
ile yapılan tedavi kürünün 6 ay -1 yıl
sonunda başlangıç virus miktarı yüksek
hastalarda % 60-70 oranında kandaki virus
miktarını saptanabilir düzeyin altına
düşürdüğü ve bağışıklık sistemini
güçlendirdiği sonucuna varılmıştır. İlacın
uygulanması sırasında önemli bir yan etkiyle
karşılaşılmadığı da belirtilmiştir. İlaç
1999 yılında Ermenistan Saglık Bakanlığı
tarafından ruhsatlandırılmıştır.
Bu
çalışmalar incelendiğinde , " Armenicum "
isimli ilacın , kandaki virus miktarını
düşürme konusundaki etkinliğinin bugün dünya
çapında kullanılan ilaç
kombinasyonlarınınkine benzer olduğu
söylenebilir. Bugün , üçlü tedavi dediğimiz
tedavi yöntemi ile de % 60-85 inde kandaki
virus miktarı saptanabilir düzeyin altında
tutlabilmektedir.
Fakat
virusun kanda saptanamaması diğer dokularda
olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle
"Armenicum " isimli ilacın da virusu
vücuttan tamamen yokettiğini söylemek mümkün
değildir.
Bir başka
önemli konu da, ilaçların uzun vadedeki
etkileri ve yan etkilerinin bilinmemesidir.
"Armenicum " adlı ilacı alan hastaların bu
çalışmadaki ortalama izlenme süreleri 1
yıldır. Daha sonraki zamanlarda örneğin 2.
ve 3. yıllarda ilacın etkinliğinin ne
olacağı ve toksik yan etkilerinin ortaya
çıkıp çıkmayacağı bilinmemektedir.
Nitekim
1996 yılında yaygın olarak kullanılmaya
başlanan proteaz inhibitörlerinin birkaç yıl
sonra önceden bilinmeyen yan etkileri ortaya
çıkmış, bazı hastalarda da direnç
gözlenmiştir. Bu nedenlerle kullanımı
oldukça yeni olan " Armenicum " isimili ilaç
için de kesin bir yargıya varmak için henüz
erkendir. Bu konudaki bilimsel çalışmaların
sürdürülmesi ve sonuçların yakından
izlenmesi yaralı olacaktır, kanısındayız.
Saygılarımızla,
AIDS Savaşım Derneği |