|
İLETİŞİM NEDEN
ÖNEMLİDİR?
Cinsel aktiviteler birçok bluğ çağı gençte
erken başlar. Dış ülkelerde 15 yaşındaki gençlerin %37'si cinsel birleşmede
bulunmuş gözükmektedir. Ülkemizde bu oran az olmasına rağmen, ailelerin
çocuklarının davranışları hakkında çok az bilgiye sahip oldukları açıktır.
Toplumumuzdaki tutuculuk çocuklarını kendilerinde daha da
uzaklaştırmaktadır.
Her üç milyon genç (cinsel birleşmede
bulunmuş gençlerin yaklaşık dörtte biri) STD (Sexual
Transmission Diseases) adı verilen; cinsel yolla bulaşan
hastalıklardan birine yakalanmktadır. Bel soğukluğu bu hastalıkların en
yaygınıdır ve yaşı ilerlemiş insanlara göre gençlerde daha çok görülür.
Ailelerin birçoğu kızlarının bakire,
oğullarınında bakir olduğunu zannederler. Oysa bu düşünce yanlıştır. Çünkü
bu tür düşünceye sahip olan insanların yaklaşık %82'sinin çocukları cinsel
birleşmede bulunmuşlardır.
AİLELER VE ÇOCUKLARI
KONUŞABİLİYOR MU?
Maalesef yeteri kadar değil. HIV'in küresel
gelişiminde etkilenen populasyon grubunun gençler olduğu düşünülürse,
ailelerin çocukları ile AIDS ve HIV hakkında ya hiç yada yetersiz
konuştukları ortaya çıkmaktadır. Tabii burda ailenin
AIDS hakkında ne kadar bilgiye sahip olduğuda göz önünde
bulundurulması gereken çok önemli bir unsurdur. Bazı aileler ise çocukları
ile AIDS hakkında konuştuklarını düşünürler fakat hiçbiri seksüel
aktivitelerin ve güvenli seksin gerekliliğini kabul etmez.
Yapılan araştırmalarda, gençlerin %40'ı
HIV'den korunma, %47'si seksüel davranışların düzenlenmesi ve %73'ü de
prezervatifin nasıl kullanılacağı konusunda yeterli bilgiye sahiptir. Bu
değerleri ülkemiz açısından oranladığımızda çıkan rakamlar ürkütücü
olmaktadır.
Gençlerin birçoğu cinsel konuları aileleri
ile konuşmaktan çekinirler. Bu davranış çok doğaldır. Bu nedenle bu tür
bilgileri danışmak için bir aile yakınını yada bir arkadaşlarını seçerler.
Buda bir ilerleme sayılabilir ancak çoğu zaman yanlış bilgiler edinmekle
sonuçlanabilir.
AİLELERİN ROLÜ NEDİR?
Aileler, çocuklarının davranışlarını
kısıtlayabilir yada kontrol altında tutabilir. Bu da ancak onlarla yeterli
iletişimi kurarak yada onlara örnek olarak olabilir. Ailelerin çocuklara
karşı ılımlı davranışları, bu tür konuları konuşurken bir aile ferdinden
çok, bir arkadaş gibi davranmaları, çocukların bu tür konuları konuşmak için
başkaları yerine kendi ailesini seçmesini sağlayacaktır.
Ailelerin, bu tür konularda çocuklarına
örnek olmamaları yada konuşmak yerine kaçmayı seçmeleri, çocuğun doğası
üzerinde değişiklikler meydana getirebilir. Bu da çocuğun HIV/AIDS ve
önlenmesi konusunda gelecekteki tutumunuda etkileyecektir.
Aileler çocukları ile bu tür konuşları
konuşmaktan çekinmekte yada korkmaktadır. Kimi ailede çocuklarının kendi
cinsleriyle cinsel aktivitede bulunmasından korkmaktadır. Aslında ilişki
ne tür olursa olsun, önemli olan bu ilişki sırasında meydana gelebilecek
hastalıklardan korunmanın yollarının hem aile hemde çocuk tarafından tam
olarak bilinmesidir.
Erdem Ünal
|